22 EKİM 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (44)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Şurada acıklı bir hakikat olmak üzere arz edeyim ki, memleketimizde külliyetli ecnebi parası ile birçok propagandalar cereyan ediyor. Bundaki gaye pek aşikârdır ki, milli hareketi neticesiz bırakmak, milli emelleri felce uğratmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı mühim paçalarını işgal gayelerini kolaylaştırmaktadır. Bununla beraber her devirde, her memlekette ve her zaman zuhur ettiği gibi bizde de kalp ve asabı zayıf, kavrayışsız insanlarla beraber vatansız ve ayni zamanda refah ve şahsi menfaatini vatan ve milletin zararında arayan adi kimseler de vardır. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk- NUTUK S.930)

 23 Mart 2006 Perşembe 

Uluslararası güç mücadelesinde diplomasi, ticaret veya çeşitli baskı araçlarıyla kurulup devam ettirilmeye çalışılan uluslararası düzenin ürettiği çeşitli kavramlar vardır. Bunlar; Ülkelerarası, dostluklar, müttefikler, tarafsızlar şeklinde kendini gösterir.
Bu kavramlar hasım devletlerin amaçlarına, milli çıkarlarına ve tarihi beklentilerine bağlı olarak değişir. Psikolojik Harekât faaliyetleri bu kavramların dışındadır. Psikolojik Harekât; Uluslararası düzende varlığı kaçınılmaz olan, alenen kabul edilip sahiplenilmeyen, fakat her yerde ve her fırsatta mevcut imkânlar dâhilinde icra edilen bir araç olarak görülmektedir.
Psikolojik Harekât; dostlar, müttefikler ve tarafsız ülkeler arasındaki güç ve rekabet mücadelesinde en etkili ve tercih edilen bir silahtır. Bu harekâtın hem barış ve hem de savaş zamanında durmaksızın ayni şiddetle devam ettirilmesi başlıca özelliğidir.
Hasmın psikolojik Harekât tehdidi her zaman var olacaktır. Bu konuda iki ülke arasında "birbirlerine karşı olumsuz propaganda yapmamaları ve karşılıklı olarak psikolojik dezenformasyonda bulunmamaları" gibi pek çok konuda karşılıklı anlaşmalar yapılmasına rağmen tamamen gizli olarak yürütülen Psikolojik harekât tehdidini önceden anlayıp tedbir almak kolay değildir.
Görünürde birbirleri ile kağıt üzerinde ve diplomasi çerçevesinde dostane ilişkiler içinde bulundukları varsayılan ülkelerin birbirlerine yönelik psikolojik harekat tehdidinden karşılıklı olarak etkilenmeleri beklenmelidir. Çünkü bu alanda görünürde olanlar değil, görünmeyen kaynaklarla yapılan saldırılar önem kazanmaktadır. İnsan beyinleri bir kere etkilendikten sonra buna karşı tedbirlerin alınması da çok uzun bir zamana ve planlı çabalara ihtiyaç göstermektedir.
Aslında toplumların ne kadar etkilendiklerini ve bozulmanın derecesini önceden tespit etmek çok zordur. Bu durum ancak son darbe indirilip psikolojik saldırılar toplumsal çöküşlere dönüştüğü zaman anlaşılabilmektedir. Bu durumda da tedbir için geç kalınmış olmaktadır. İşte bu yüzden ülkelerin birbirlerine diplomatik alandaki yakınlaşmaları Psikolojik Harekât tehdidi açısından dikkatli olmamızı engellememelidir. Ayrıca ilişki içinde bulunduğumuz ülkelerin statüleri ne olursa olsun insanlarımıza yönelik sosyal, kültürel, ekonomik, hukuki faaliyetlerine daima şüphe ile bakılmalı ve takip edilmelidir.
Psikolojik Harekât özellikle iç ve dış tehdidin içice girdiği ortamlarda, yani en zayıf ve savunmasız olarak göründüğümüz durumlarda en önemli silah olur. Bu silah diğer hiçbir silahın nüfuz edemediği yerlere nüfus edebilmektedir. Yine bu silah hiçbir silah sisteminin sahip olmadığı kadar araca ve sürekli güce sahip bulunmaktadır.
Bir başka deyişle Psikolojik bombardımana maruz kalarak etkilenen, tutum ve davranışlarını kendi toplumu aleyhinde kullanan, hasım toplumun milli hedefleri doğrultusunda hareket eden her birey birer atom bombası gibi tehlike arz eder. Çünkü beyni satın alınmış ve etkilenmiş bireylerin gücünün kuvvetini tespit etmek mümkün olmadığı gibi bu gücünü nerede ve nasıl aktif hale getirebileceği hususu da önceden bilinmemektedir. İşin tehlikeli yanı bu insanın bizim insanımız olmasıdır. Bizim içimizdedir. Ve bizden görünmektedir.
Bir silahlı Kuvvetler içinde bu şekilde etkilenmiş insanların (yüksek rütbeli olduklarını varsayacak olursak) birliklerimizi düşman karşısında ne hale getireceği hususunu beyinlerimizde canlandırabilirsek tehlikenin büyüklüğü hakkında bir fikir elde edebilmek mümkün olacaktır.
Devletler Psikolojik Harekât uygulama Konseptlerini, kendi Milli Güvenlik hedef ve stratejilerinin gerekli kıldığı muhtemel ihtiyaçlarına göre tespit ederler. Devletlerin milli güç unsurları bellidir. İşte devletler bu güç unsurlarını uyguladıkları psikolojik harekât metotları ile devamlı takviye ederler. Kendi milli güç unsurlarını psikolojik metotlarla takviye ederken, ayni gücü hasım veya hasım olması muhtemel devletler üzerinde bu defa onların her alandaki faaliyetlerini zaafa uğratmak için kullanmak zorundadırlar. İşte bu iki yönlü harekât birbiri ile içice ve birbiri ile koordine edilmeden yapıldığı takdirde etkili olması bir yana bizim için son derece tehlikeli durumların meydana gelmesine de sebep olabilir.
Bir devletin, hasım bir devletin Psikolojik Harekât tehdidine uğrayabilmesi için o devletin milli güç unsurlarının durumunun ve bu güçlerin gelişme süreçlerinin, psikolojik harekât uygulayacak devletin milli güvenlik amaç ve stratejilerinin gerçekleşmesini engelleyecek potansiyel güce sahip olmasına bağlıdır.
İster dost ve müttefik ve ister tarafsız ve isterse alenen hasım olsun, devletlerin ve küresel güçlerin Türkiye üzerinde Psikolojik Harekât tehdidi oluşturmalarının ortak veya birbirinden farklı sebepleri vardır. Bunları genel hatları ile şöyle sıralamamız mümkündür;

*** Aralarında önemli çıkar çatışmaları ve çözülmesi zamana bağlı anlaşmazlıkları olan komşularına Türkiye'nin yardım ve desteğinin önemini değerlendiren bir kısım ülkeler, Türkiye'yi kendilerine rakip ve güçlü bir tehdit odağı olarak değerlendirirler.. (Buna Hindistan ve Çin'i misal olarak verebiliriz.)

*** Bazı ülkeler kendi Milli Güvenlik stratejilerinin küresel ve bölgesel alanda uygulamaları esnasında Türkiye'yi önemli bir güç merkezi olarak değerlendirirler. Buna göre Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada tek güç olmasını engellenmesi için başvuracakları en etkili metot Psikolojik Harekâttır. ( Buna misal olarak, ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, Ukrayna ve Japonya gösterilebilir.)

*** Orta ve uzun vadede ekonomik kaynakların devamlılığı, pazarlarının güvenliğinin sağlanması, petrolün kesintisiz akması ve enerji nakil hatlarının kontrol edilmesi açısından yolların merkezindeki Ortadoğu'nun Türkiye'nin etkinliği altına girebileceğini değerlendiren ülkeler ülkemizi bugün ve gelecekte muhtemel bir rakip ve tehdit odağı olarak görürler ve bu gücün önlenmesini yine asker kullanmadan psikolojik harekat metotları ile çözmeğe çalışırlar.( Buna misal olarak bütün AB ülkelerini göstermek mümkündür.)

*** Osmanlı Devletinin uzun yıllar hâkimiyeti altında kalan ve bugün Osmanlı topraklarında bağımsız olarak bayrak gösteren ülkeler Türkiye'nin gelişmesini tarihi bir korku içinde kendileri için tehdit olarak görürler ve Türkiye'nin milli gücünün gelişmesini istemezler. Ve daima engel olmaya çalışırlar. Buna açıkça cesaret edemeyeceklerinden bu hedeflerini Psikolojik Harekât metotlarını uygulayarak elde etmek isteler. ( Buna misal olarak ülkemizi çevreleyen ülkeler başta olmak üzere Suudi Arabistan, Libya, Mısır gibi ülkeler gösterilebilir.)

Sonuç olarak;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünya üzerindeki konumu, mevcut milli güç unsurlarının üstün potansiyeli ile dünyanın her kesiminden ülke ile küresel güçlerin ilgisini çekmektedir. Bu bölgede yalnız ve kontrolsüz bırakıldığı ve kendi içinde istikrarı sağlayıp birlik ve beraberlik içinde milli çıkarlarını korumak yolunda ciddi adımlar atmaya başladığı takdirde Türkiye'nin kendileri için ciddi bir rakip olacağını değerlendirmektedirler.
İşte bu yüzden doğrudan Türkiye'ye hasım olmaya da cesaret edemediklerinden dünyanın en yeni ve en sinsi savaş metodu olan Psikolojik Savaş metotlarını uygulamayı tercih etmektedirler. Ülkemiz güçlendikçe bu tehdidin şiddetinin daha da artacağı iyi bilinmeli ve tedbir alınmalıdır..



Dr. Tahir Tamer Kumkale
23 Mart 2006 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale