27 Nisan 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Korgeneral Ethem Erdağı için 3 yıl hapis istenmesi doğru mu?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Kendi kuvvetimizi göz önüne almaksızın dışardan, şuradan buradan gelecek kuvvetlere dayanarak emel takip edersek ve o kuvvetten ve o imdattan yardım da gelmezse hayal sukutuna uğrarız. Bunun için her şeyden önce, kendi kuvvetimize önem veriyoruz. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1920)

 13 Mart 2006 Pazartesi 

KORGENERAL’İN 3 YIL HAPSİ İSTENDİ:
3. Kolordu Komutanı Korgeneral Ethem Erdağı için "görevi kötüye kullanmak" suçundan 3 yıl hapis istendi. Korgeneral Ethem Erdağı'nın Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı. Korgeneral Erdağı, "Görevi kötüye kullanmak" ve Askeri Ceza Kanunu’nun 134. maddesindeki "hakikate muhalif rapor, sair evrak tanzim" suçunu işlediği iddiasıyla aralarında üç albayın da bulunduğu on sanıkla birlikte yargılanıyor. Korgeneral Erdağı için Genelkurmay Başkanlığı, yolsuzlukla mücadele kapsamında "soruşturma izni" vermişti. Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde ilk kez görevi başındaki bir korgeneral hakkında dava açılmış oldu.
Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK görev süresinin son beş ayına girdi. Sayın ÖZKÖK dönemi Türk Silahlı Kuvvetleri için alışılmadık pek çok olaylarla dolu olarak tarihe geçecektir.
Sayın ÖZKÖK göreve başlarken teamüllere göre KKK. olması en kıdemli Orgeneral Edip BAŞER’in emekli edilerek, emekliliğini bekleyen Org. Aytaç YALMAN’ın atanması olayı ile rütbe bekleyen generallerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır.
Bu dönemde çeşitli kurum ve kuruluşlardaki asker kişilerin ( veya Genelkurmay Temsilcileri) görev kadroları kaldırıldı. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, Yüksek Öğretim Kurumu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bunlardan kamuoyuna en fazla yansıyanlar olarak kamuoyu tarafından bilinmektedir.
Milli Güvenlik Kurumunun içi boşaltılış ve ilk sivil başkanının ifadesine göre artık iki ayda bir toplanacak bu kuruluş “THING TANK” şekline dönüşmüştür.
Bu dönemde KKTC’deki askerin varlığı daima sorgulandı. Askere rağmen KKTC halkının Güneye tam teslimiyeti demek olan Annan Planına “EVET” denildi.
Kuzey Iraktaki Kırmızı çizgilerimiz askere rağmen teker teker tarihe karıştı. Misak-ı Milli kapsamındaki haklarımız ABD’ne teslim edildi. Kuzey Irak’taki askeri varlığımız sona erdirildi. Süleymaniye’de 11 Askerimizin teslim alınarak başına çuval geçirilmesine seyirci kalındı.
Tarihinde ilk defa bir kuvvet komutanı Emekli Oramiral İlhami ERDİL yüz kızartıcı suçlardan basına açık bir şekilde yargılanarak mahkum edildi.
30 yıldır yapılan terörle mücadelede büyük başarılar elde eden ordumuzun ikinci adamı KKK.Org Yaşar BÜYÜKANIT ile terörle mücadele eden Kolordu, Tugay ve Alay Komutanları çete kurmakla suçlandı.
Ve nihayet ilk defa görevi başındaki bir korgeneral “Görevi kötüye kullanmak” suçundan yargılanmaya başlandı..
Peki, bu gibi suçlar ilk defa mı Silahlı Kuvvetlerde meydana gelmiştir. Doğal olarak cevabı “Hayır”dır. Peki, neden şimdiye kadar hiçbir komutan böyle alenen suçlanmamıştır. Kendisinden önceki komutanların komutanlık yetenekleri mi zayıftı. Bunun da cevabı “Hayır”dır.
Kanaatimce, Orgeneral ve Korgeneral rütbesine gelmek için bin bir çeşit testten geçip en ince teferruatına kadar her tarafı didik didik edilerek emsalleri arasından temayüz etmiş kişilere yapılacak muamele bu olmamalı idi. Bu olaylar İç Hizmet Kanununun verdiği yetkiler içinde disiplin cezaları ile kendi içinde çözülebilirdi. Kamuoyuna yansıtılması yanlış olmuştur. Ve Silahlı Kuvvetlere bir şey kazandırmayacaktır.
Kolordu gücünde bir NATO birliğine komuta eden ve Afganistan’da dünyanın gözü önünde yüzümüzü ağartan başarılı bir komutanlık sergileyen Korgeneral Ethem ERDAĞI’na yapılacak muamele bu olmamalı idi. Velev ki suçlu olsa dahi yapılmamalı idi..
Sanıyorum ki bu olaylar Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinde sıralı komutanların inisiyatif kullanmalarını önleyecek ve görevleri ile ilgili riskli işlere girmekten onları alıkoyacaktır.
Sonuç olarak;
Sayın Hilmi ÖZKÖK ne yazık ki ayrılırken geride iyi izler bırakmayacaktır. Ve ÖZKÖK dönemi Türk Silahlı Kuvvetler tarihinde hiç de iyi hatırlanmayacaktır.
Neyse ki görevden ayrılmasına çok az bir süre kalmıştır. Kendisinden sonra muhtemelen Genelkurmay Başkanı olacak Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT ismi etrafında en son Şemdinli İddianamesindeki tutumu ile hem Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve hem de Türk Milleti kenetlenmiştir. Tek yumruk olunmuştur. Halkımız bütün kışkırtmalara rağmen Org. Büyükanıt’a yapılan haksız saldırıyı kabullenememiş, aksine olayı telin etmiş ve lanetlemiştir. Hislerini orduya bağlılığını vurgulayarak her platformda göstermiştir.
Ben Yaşar BÜYÜKANIT il başlayan dönemin “yıkılanların tamir dönemi” olacağını değerlendiriyorum. Ve 30 Ağustos 2006’yı dört gözle bekliyorum.
Aslında asıl beklentim, görev değişikliğinin biran önce yapılarak taze bir kan ile Silahlı Kuvvetlerin üzerindeki ataleti atarak halkının beklediği dinamizme kavuşmasıdır.
Bunun için Sayın ÖZKÖK’ ün istifa müessessini kullanarak biran önce görevi devretmesinin hem Silahlı Kuvvetlerimiz ve hem de bizzat Sayın ÖZKÖK açısından yararlı olacağını değerlendiriyorum..

RUMLAR 1974’TEN İTİBAREN ADAYA 230.000 GÖÇMEN TAŞIMIŞ:
Demokrat Parti siyasi işler danışmanı Prof. Dr. Ata Atun Rumların, çoğu 1974 sonrası olmak üzere toplam 230 bin taşıma nüfusu adaya getirdiğini ve vatandaşlık verdiğini açıkladı. Bu kişilerden 160 bininin oy kullandığını belirterek, ‘Son başkanlık seçimlerini Tasos Papadopulos yüzde 2’lik bir farkla yani 8 bin oyla Glafkos Klerides’i yendi. Esas Papadopulos Kıbrıslı Rumları temsil etmiyor’ dedi.
Prof. Dr. Ata Atun, son 32 yılda Rumların 230 binin üzerindeki Rum vatandaşlığı alan ‘taşıma nüfusu’ hakkındaki bilgileri yine Rum Enformasyon Dairesi verilerine göre açıkladı. Buna göre; Pontus Rumları: 70.000, Eski SSCB vatandaşları: 30.000, Lübnan’dan kaçan Hıristiyanlar: 20.000, Yunanistan’dan göç edenler: 100.000, İtica eden Kürtler: 3.000, Diğer ülkelerden: 9.500

“Yes be Annem” diyerek AKP’nin de büyük desteği ile önce Başbakanlığa sonra da Cumhurbaşkanlığına atanan Mehmet Ali TALAT’ın kulakları çınlasın. Rumların ağzına bakarak “Yerleşikler” şeklinde aşağıladığı ve her zaman “Türkiye’ye geri göndermekle tehdit ettiği ve pek çoğunu sorgusuz sualsiz Türkiye’ye iade ettiği T.C. nüfus cüzdanlı Türklere yaptıklarını bilmem görebildi mi?
Acaba yaptığı yanlışın büyüklüğünü anlayabildi mi?
Rum’un ağzı ile “Türkler dışarı, Türk askeri dışarı” sloganları ile yürüttüğü partilileri ile ne kadar büyük bir hata yaptığını görebildi mi?
Ben gördüklerini sanmıyorum.
Şurası bir gerçektir. Kıbrıs Rum Kesiminden alacağımız en büyük ders Milliyetçilik anlayışı olmalıdır. Çünkü Rumlar davalarını otuz yıldır hiç taviz vermeden ve çizgilerini hiç bozmadan bugünlere taşımışlardır. İşte bir bilim adamının ifadesine göre adanın Rum kesimine 230.000 kişi getirilmiştir.
Eğer geçen otuz yıl içinde biz akıllı davranıp adaya en az bir milyon kişi gönderse idik. Bugün Kıbrıs Sorunu olmayacaktı. Çünkü azınlık daima çoğunluğa uymak zorunda kalacaktı.
Unutmamamız gerekiyor. Bu adanın şövalyeler zamanındaki nüfusu hiçbir zaman iki milyondan aşağı olmamıştır. Bugün Kıbrıs Adası çok rahatlıkla dört milyon nüfusu besleyebilir. Yeter ki istensin. Ve gerekli alt yapı hizmetleri getirilsin.
Ben Rumlara “Aferin” diyorum ve “Neden biz bunu yapamadık” diye hayıflanıyorum.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
13 Mart 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale