10 Aralık 2019 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM.......

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda

Sizden gelenler


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






ASLA KARAMSAR OLMAYACAĞIZ.. TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ ÇOK AMA ÇOK AYDINLIKTIR..
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacıyla mütenasip olacaktır. (1923)

 5 Aralık 2019 Perşembe 

Atatürk diyor ki; Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacıyla mütenasip olacaktır. (1923)

17 yıldır kesintisiz süren Ak Parti iktidarının sonunda ülkemizde pek çok şey iyi gitmemektedir. Ak Partili kadrolarda devamlı iktidar olmanın yarattığı metal yorgunluğu ve yıpranmışlık sonucunda ülkemiz iyi yönetilememektedir. Bu gerçeği sadece muhalefet değil, Ak Partiyi koşulsuz destekleyen halkımızda görmektedir.

Türkiye, son derece zor bir dünya coğrafyasında yalnızlığa itilmiştir ve her alanda küresel saldırılara maruz kalmaktadır. Türk toplumu içinde gerekli birlik ve beraberlik olmadığından bu saldırılara etkili bir şekilde karşılık verilememektedir.

Demokratik kurallara dayanarak ortak akılla yönetilmesi gereken ülkemizde artık ortak akıl değil tek adam rejimi uygulanmaktadır. Uluslararası göstergelerde Türkiye her alanda son sıralarda yer almaktadır ve ülkemiz bunu asla hak etmemektedir..

Türk Halkı,ağır ekonomik koşullar altında çok zor günler geçirmektedir. Ülkemizi bu zor günlere mahkum eden 17 yıllık iktidardan ülkemizi düzlüğe çıkarması beklenemez. Çare olamamışlardır ve bundan sonra da olacakları şüphelidir.. Dünya Türklüğünün güneşi durumundaki Türkiye'nin günümüzdeki görünümü dostuna güven ve düşmanına korku verememektedir. O halde yıpranmış iktidarın yerini sür'atle genç ve dinamik kadrolara terk etmesi kaçınılmazdır. Nitekim süreç bu yönde işlemeye başlamıştır.

Ekonomik ve sosyal çaresizlikler karşısında bunalan halkımız her geçen gün daha da karamsar olmaktadır. Onlara göre güneşin ne zaman doğacağı belli değildir ve semayı karartan bulutlar her geçen gün daha da çoğalmaktadır..

25 yıldır ülkemin temel meseleleri hakkında Atatürkçü bir görüşle pratik çözümler üretmeye ve yazarak, çizerek, konuşarak halkımızı aydınlatmaya çalışıyorum. Bana göre asla karamsarlığa gerek yoktur. Görünen tüm kötü tablolara rağmen geleceğimiz çok ama çok parlaktır. Ve bu gelecek çok yakındır.

Türkiye'nin pek çok sorunu vardır. Ama bunların hiçbiri çözülemeyecek sorunlar değildir. Ülkemizde her türlü sorunu başarı ile çözecek yetişmiş ve liyakatli kadrolar mevcuttur. Bunlar görev zamanı kendilerine geldiğinde partizan kadrolardan yönetimi devralacaklar, ülkemizi ve tüm sorunlarını sırtlanacaklardır. Kısa sürede karamsar tabloyu yırtarak Türkiyeyi bölgenin ve dünyanın yıldızı durumuna yükselteceklerdir.

Peki nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorum. Ve neye güvenerek bunları söylüyorum.

Değerli dostlarım. Ben tarihçiyim. Tarihçi, geçmişi inceler ve geçmişte yaşanmış benzeri olaylardan günümüz yöneticileri için dersler çıkartır. Türk toplumunun tam 12.000 yıllık inişli-yokuşlu ama daima ileriye giden bir geçmişi vardır. Tarihin her devrinde var olan Türkler, artık bittiler denildiği tüm durumlarda yeniden ve eskisinden daha da güçlü olarak çıkarak medeniyet sahnesinde hak ettikleri müstesna yerlerini almışlardır.

Aslında tarihin çok derinliklerinde çare aramaya gerek yoktur. Yakın tarihimizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk örneği vardır.

Osmanlı'nın her alanda yıkılmış enkazı ve külleri arasından bir avuç inanmış arkadaşı ile birlikte çıkmayı ve genç Türkiye Cumhuriyeti devletini var etmeyi başarmıştır. Bu tam bir mucizedir..

Atatürk; yokları var etmiş ve ülkemizi sağlam temeller üzerine oturtmuştur. 15 yıl içinde kendi silahını, tankını, topunu ve gökteki uçağını yapmıştır. Toplu iğne yapamayan bir ülkeyi sanayi ülkesi haline dönüştürmüştür. Ve o zaman Türkiye'den aldığı silahlarla ve gaz maskeleri ile Almanya İkinci Dünya Savaşında tüm dünyaya kafa tutmuştur.

Atatürk özgün fikirlerini uygulama alanında başarı ile tatbik etmekle kalmamış, bütün yaptıklarını kaleme almış ve NUTUK isimli eseri ile bizim nesillere armağan etmiştir. Bugün NUTUK kitabı KUR’AN’dan sonra en çok basılan ve satılan eserdir.

NUTUK’ta her türlü çaresizlikten ve zorluktan Türkün aklıyla, imkan ve kabiliyetiyle nasıl çıkıldığı en ince noktasına kadar anlatılmıştır. İşte elimizin altında böyle bir şaheser dururken bu kitap ne yazık ki yeterince okunmamıştır. Keşke okunsa idi. O zaman bugünkü karamsarlığa gerek duyulmazdı.

Biz Türkler NUTUK kitabını okumamakta direnirken günümüz dünya liderlerinin çoğunun ellerinin altında ve masalarının üzerinde her zaman yararlandıkları NUTUK kitabının olduğu bilinmektedir.

Atatürk'ün elinde eğitimli ve yetişmiş insan gücü yoktu, sermaye yoktu, alt yapı yoktu, fabrika yoktu, ziraat yoktu. Şehirler ve köyler yanmış, yıkılmış, erkekler cephelerde kırılmış, kadınlar cahil bırakılmıştı. Ve Osmanlının borcunu ödemek zorunluluğu vardı.

Özetlersek; halkımızın helva yemeğe ihtiyacı vardır. Oysa helva yapacak, un yoktur, şeker yoktur, yağ yoktur, ocak yoktur. Helva yapacak usta yoktur. Ama bir kişi çıkmış ve helvayı yapmıştır. Ve bu helvayı tüm halka eşit olarak dağıtmıştır. İşte NUTUK bu helvanın nasıl yapılıp nasıl dağıtıldığını anlatmaktadır.

Günümüze gelirsek: bugünde halkımızın helva yemeğe ihtiyacı vardır. Ama bugün dükkanlar ağzına kadar helva ile doludur. Un vardır, şeker vardır, yağ vardır. Helva yapacak adam vardır. Helva yapılmıştır. Ama bu helvayı halka eşit olarak dağıtacak sistem mevcut değildir. Yani bugün çok basit bir organizasyonla, liyakatli kişileri doğru yerlerde ve doğru zamanda istihdam edebildiğimiz takdirde mevcut helva çok kısa sürede dağıtılmış olacaktır.

Tekrar ediyorum. Yetişmiş, yetenekli, becerikli ve kendini dünyaya kanıtlamış yeterli insan gücümüz vardır ve görev almayı beklemektedir. Önümüzdeki günlerde yetişmiş insan gücümüzden hızla istifade edecek siyasi kadroların yönetime gelmesi kaçınılmazdır.

Atatürk'ün 100 yıl önce yaptığını günümüzde Rusya Devlet Başkanı Putin yapmaktadır. 1991’de önce Varşova Paktı ve arkasından da SSCB’nin dağılıp ülke kaynaklarının tümü emperyalizme peşkeş çekilerek her alanda sıfırlanmış bir Rusya vardı. Şimdi ise Rusya'nın insan kaynakları ile doğal zenginliklerini doğru yönlendiren Putin gibi bir lider elinde küllerinden yeniden doğarak tekrar bir dünya devine dönüştüğünü görüyoruz.

Peki Rusların yaptığı biz niye yapmayalım?. Niye titreyip kendimize dönmeyelim?. İktidarı ve muhalefeti ile niye tek yumruk halinde olmayalım.?

Asla bölünmeyelim, bütünleşelim. Her şeyimiz var. Atatürk'ün ışığında kısa sürede karamsarlıktan sıyrılıp yeniden bölgesel ve küresel bir güç olarak dünya milletleri ailesinde saygın yerimizi alacağımıza ben yürekten inanıyorum.

Bu yeniden doğuşta görev alacak tüm siyasi kadrolarımızın önce ellerinin altındaki NUTUK kitabını bir kere baştan sona okumaları gerektiğini tekrar vurguluyorum.

SONUÇ OLARAK UFUKLAR KIZARMIŞ VE GÜNEŞİN DOĞUŞU YAKLAŞMIŞTIR.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Aralık 2019 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale