02 EKİM 2014 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi insanları saygı ile selamlıyor, sevgiyle kucaklıyorum

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda

Sizden gelenler


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






TÜRKÇE KİMLİĞİMİZDİR. YAŞATMAK ZORUNDAYIZ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Türk demek, dil demektir. Ulusun çok açık niteliklerinden birisi de dildir. Her şeyden Önce ve kesinlikle Türkçe konuşulmalıdır.(Gazi Mustafa Kemâl Atatürk-1930)

 26 Eylül 2014 Cuma 

Bugün 26 Eylül 2014. Dil Bayramını kutluyoruz.

Türk Dili, milletleşmemizin en önemli dayanaklarından biridir.

26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Birinci Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü olan 26 Eylül, ülkemizde Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır. Türkçe'nin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi yolunda Türk Dil Kurultaylarının çok önemli yeri vardır.

Türk Dil Kurumu’da Dil Kurultayından kısa bir süre önce 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla kurulmuştur.

Milli birlik ve beraberliğimizin gerçek teminatı olan Türkçenin yanında bugün etnik kimlikler öne çıkartılarak başka dillerinde anayasa ile resmi dil yapılması istekleri israrla dile getirilmektedir. Oysa bugün küresel güçlerce istenilmeyen ulus-devlet yapımızın muhafazası için her zamankinden daha fazla dilimizi korumaya özen göstermemiz gerekmektedir.
Dil Bayramını idrak etiğimiz bu günlerde Türkiye’yi “Küçük Amerika yapma” çalışmalarının son aşamasına gelinmiştir. İnsanlarımız her yönüyle ne kadar Türklüğünden uzaklaştığını ve küreselleştiğini ispat için birbiri ile yarışır hale gelmişlerdir.

Amerikalı veya Avrupalıya benzemenin bizi ileriye götürmediğini, aksine bizi hızla kendimizden uzaklaştırıp milletleşme vasfını kaybetmiş, amaçsız ve hedefsiz boş beyinli kalabalıklara dönüştürdüğünü görürüz... Kalabalıklar, yani amaçsız insan toplulukları her yerde vardır. Ama bu kalabalıklar devlet olmanın temel vasfından biri olan milleti temsil etmezler. Çünkü kalabalık insan yığınlarının özgürlükleri, hürriyet ve bağımsızlıkları, millet olarak vatan seçtikleri topraklarda kendi kendilerini idare ettikleri milli devletleri olamaz.

ABD, bugün kurduğu güçlü ekonomik sistemi ve buna bağlı olarak ayakta tuttuğu ordusu ile görünürde dünyanın tek hakimidir. Ama bu hakimiyet sanaldır. Çünkü güçlü ve kalıcı devletler eğer güçlü milletlere dayanıyorlarsa tarihi süreklilik arz ederler. Bugün ABD’ni devlet yapan Vatan, Millet ve Siyasi Otorite gibi üç temel organdan millet vasfı geçen 250 senede oluşturulamamıştır. Günümüzde kültürel özellikleri oturmuş belli bir Amerikan milleti de yoktur. 250 yıllık çaba özgün bir Amerikan kültürü oluşmasına da yetmemiştir.

Atatürk “Cumhuriyetin temeli kültürdür”der. Bu sözüyle Türkiye Cumhuriyetini 12.000 yıllık köklü Türk Kültür hazinesi üzerine inşa ettiğini vurgulamaktadır. Çünkü O, bilmektedir ki, kültür ve bu kültürün ifade vasıtası olan Türkçe; milletimizin ve bu milletin oluşturduğu devletimizin nüfus kağıdıdır. Kimlik belgesidir.

Kültür, binlerce öğenin uzun süre ayni şekilde yapılmasından oluşmuş kalıcı, vazgeçilemez ve kısa sürede değiştirilemez karakter özelliğidir. Kültür; milletin özüdür. Kültür bir kaç yılda değil, en az bin yılda oluşur. Bin yıl ayni yemeği ayni şekilde yapan insanlar sonunda bu yemeğin kendilerine ait olduğunu ispat ederek onu kendilerine malederler. Yani Türk yemeği olarak anılması için biber dolması’nın bin yıl ayni şekilde yapılması ve nesillerden geçerek günümüze ayni tarzda ulaşması gerekir.

ABD, bugün bir ortak kültüre veya bir ortak millete sahip değildir. Bu durumda siz kendinizi ABD yöneticilerini yerine koyun. Gücünüzü biliyorsunuz ve dünyayı yönetmek istiyorsunuz. 12.000 yıllık bir kültür varlığını dili ve gelenekleriyle aynen günümüze taşıyan Türk milletini yönlendirmek için Amerikan halkını Türk milletinin kültür düzeyine çıkarmak mümkün mü.? Bunun doğal cevabı da hayır olacağına göre ne yapmanız gerekiyor.? Siz bu kültürlere ulaşamıyorsanız onları kendi seviyenize çekeceksiniz. Yani, gelişmiş milli kültürleri bozarak onu halen oluşmamış kendi yoz kültürünüz seviyesine indirgemek için çalışacaksınız.
İşte günümüzde kültür emperyalizmi adı altında yapılan budur. Kendilerini bizim seviyemize çıkaracakları yerde bizi kendi seviyelerine indirmeye çalışmaktadırlar. Bu faaliyet kitle iletişim araçlarındaki müthiş gelişmeden de yararlanılarak sürdürülmektedir.

Bunun için öncelikle bizi biz yapan ve kimliğimizi tanımlayan dilimiz bozulmuştur. Bundan sonra kendi dilimizle ayakta tuttuğumuz sosyal yaşantımız, edebiyatımız, şiirimiz, romanımız, ve diğer sanat eserlerimiz ile birlikte milli değerlerimizle bütünleşen milli şuurumuz ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Bunların devamı olarak ülkemin sokaklarında anlamını ve manasını bilmediğimiz tabelalar teker teker bildiklerimizin yerlerini almaya başlamıştır. Sonunda Türkiye'nin Küçük Amerika olması yolunda çok önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

Bunun suçlusu dilini ve kültürünü milletine unutturan ve yabancı kültürlere milletini teslim etmeyi ilericilik sayan Türk yöneticilerindedir.

Sonuç olarak; Türk dili ile birlikte Türk Kültürü de büyük bir hızla ortadan kalmak üzeredir. Acilen ve ivedilikle tedbir alınmadığı takdirde ülkemiz artık küçük değil, gerçek Amerika olacaktır. Yöneticilerimiz tarihi vebal altındadır. Tarihimiz milli kültürünü kaybeden soydaşlarımızın başka milletler olarak tarih sahnesinde yer aldığının örnekleri ile doludur.

Yabancı dille öğretimle bugün hem öğrencilerimizin ve hemde öğretim kadrolarının başarısı engellenmekte nesiller giderek kendi öz benliğinden uzaklaşmaktadır. Uzun vadede ise Türkçemiz bilim dili olma vasfını tamamen kaybetmesinin yanında milli dil niteliğini de kaybedeceğinden dilin milletleşmedeki önemli etkisi tamamen ortadan kalkacaktır. Yani milletimiz millet olma vasfını kaybedecektir.

Dilin kaybı ile milli bilinçten yoksun, kendine, milletine ve devletine güvenmeyen, dışa karşı başı eğilmiş, küresel güçlerin maşası durumundaki nesiller ortaya çıkacaktır.

Oysa Milletleşme ve çağdaşlaşma ancak ana dille yani tamamen Türkçe eğitim ve öğretim ile gerçekleşebilir. Bunun aksini düşünmek bu ülkeye ve insanlarımıza karşı yapılmış en büyük hıyanettir.

Dr. Tahir Tamer Kumkale

http://www.kumkale.net
http://kumkale.wordpress.com


Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Eylül 2014 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale