19 Eylül 2020 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

....İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR VE SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda

Sizden gelenler


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






YUNANİSTAN VE FRANSA
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Millet ve kahraman çocuklarından meydana gelen ordu, o derece birbiriyle birleşmiştir ki, dünyada ve tarihte bunun örneği pek seyrektir. Bu milli görünüş ile daima övünebiliriz. (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk – 1931)

 19 Eylül 2020 Cumartesi 

YUNANİSTAN VE FRANSA’NIN NATO’NUN ASKERİ KANADINA DÖNÜŞÜNÜ SAĞLAYAN TÜRKİYE, BUGÜN DOĞU AKDENİZDE BU HATASININ SONUÇLARINI YAŞAMAKTADIR.

NATO’nun 12 kurucu ülkesinden biri olan Fransa, NATO’nun ABD’nin kontrolünde olduğu algısı ile 1960’lı yılların başından itibaren giderek NATO’ya uzaklaştı ama genel üyeliğini devam ettirerek 1966’da NATO’nun askeri kanadından çekildi. Ve Fransa NATO harekâtlarına asker desteği sağlamadı. Bunun üzerine NATO’nun Paris’te yerleşik genel karargahı Brüksel’e taşındı.

Yunanistan, NATO’ya 1952 yılında Türkiye ile birlikte katıldı. Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından gerekli yardım ve desteği almadığı gerekçesi ile 1974'de NATO’nun askeri kanadından ayrıldı.

Fransa ve Yunanistan NATO bünyesindeki tüm çalışmalarda Türkiye'yi her alanda zor durumda bırakmak için yoğun çabalar harcadılar. Hatta Fransa Türkiye’yi NATO’da istemediklerini her fırsatta vurgulamaktan çekinmedi.

Oysa hem Fransa’nın hem de Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönüşünde Türkiye çok önemli rol oynadı.

Tüm üyeler gibi elinde güçlü bir “veto” kartı bulunan Türkiye, 1980 yılında ABD asker kanadının birtakım sözler vermesi üzerine Yunanistan’ın askeri kanata dönüşünü veto etmedi ve Yunanistan tekrar NATO’nun askeri kanadına dahil oldu.
ABD askeri yönetiminin birtakım boş sözlerine kanan 12 Eylül darbe yönetimi koşulsuz ve ön yargısız olarak Yunanistan'ın NATO’ya dönmesini sağladı. Kanaatimce bu husus askeri yönetimin çok vahim tarihi bir hatası olarak kayıtlara geçti.

Fransa’nın askeri kanata dönüşü ise NATO’nun 3-4 Nisan 2009'da yapılan 60. Yıl Strasbourg (Fransa)-Kehl (Almanya) Zirvesi’nde gerçekleşti.

Türkiye bu zirvede, PKK terör örgütünün ülkesinde açtığı televizyon kanalına sahip çıkan Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreteri seçilmesini sağladı. Ve yine o dönemde de iyi ilişkiler içinde olmadığı Fransa’nın askeri kanata dönüşünü veto etmedi.

Türkiye; NATO’ya girmek için Kore’de ağır bedel ödeyen ve NATO’nun tüm harekâtlarında elini taşın altına koyarak önemli destek sağlayan bir ülke olmasına rağmen özellikle Yunanistan ve Fransa’nın daima haksız, hukuksuz ve düşmanca tutum ve davranışlarına muhatap oldu. Nitekim bugün Doğu Akdeniz'de yaşananlar bunun bir devamı niteliğindedir.

Günümüz dış politika gelişmelerini dikkate aldığımızda, birlik beraberlik ve bütünlüğünü muhafaza ettiği sürece Türkiye’nin her türlü güçlüğü yenecek milli güç unsurlarına sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Sonuçta Türkiye; Fransa ve Yunanistan'ı NATO’nun askeri kanadına dahil ederek kendi ayağına kurşun sıkmıştır. Şimdi bu hatasının sıkıntısını yaşamaktadır.

Şu bir gerçek ki, Türkiye NATO ittifakındaki istikrarlı duruşuyla özellikle Fransa ve Yunanistan’dan “çok daha güvenilir” bir üye olduğunu defalarca kanıtlamıştır. Zaman zaman ittifaktan beklediği, hakkı olan desteği alamamasına ve hayati konularda bazı üye ülkelerin Türkiye’yi yaralayan tutumuna rağmen Türkiye NATO üyeliğine devam etmek zorundadır. Çünkü bu üyelik ülkemize küresel alanda stratejik bir güç sağlamaktadır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Eylül 2020 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale